=
BIST 120464.81
DOLAR 6.0868
EURO 6.583
GR ALTIN 315.587
Yazar :
Kaan Uğur

TOHUM

Bir zamanlar giderek yaşlanan ve arkasında bir veliaht bırakması gerektiğini anlayan bir kral vardı. Kral, vezirlerinden veya çocuklarından birisini veliaht seçmek yerine farklı bir şey yapmaya karar verdi. Ülkesindeki bütün gençleri huzuruna çağırdı ve onlara şöyle seslendi:
-Artık tahttan çekilmemin ve yerime yeni bir hükümdar seçmemin vakti geldi. 
Gençler hükümdarı şaşkınlıkla dinliyorlardı. Hükümdar devam etti:
-Bugün her birinize bir tohum vereceğim, tek bir tohum. Ama bu çok özel bir tohumdur. Hepinizin evlerinize dönüp tohumu ekmenizi, sulamanızı ve bir yıl sonra tohumdan çıkan bitkiyle geri gelmenizi istiyorum. O zaman bana getireceğiniz bitkiler hakkında hüküm verip benden sonra tahta geçecek hükümdarı seçeceğim.
O gün saraya çağrılanlar arasında “Ling” adında çok fakir; ama dürüst bir genç vardı ve herkes gibi ona da bir tohum verilmişti. Genç, eve dönüp başından geçenleri heyecanla annesine anlattı. Annesi ona bir saksı ve biraz da toprak verdi. Fakir genç, tohumu itinayla ekti, onu Güneş ışığı görebileceği bir pencere kenarına koydu. Her gün onu suluyor, açacağı günü sabırsızlıkla bekliyordu.
Üç hafta kadar sonra mahalledeki gençlerden bazıları tohumlarının nasıl açtığını, bitkilerin nasıl büyümeye başladığını anlatmaya başladı. Ling bu sözleri duyduktan sonra her defasında eve gidip kendi tohumuna bakıyordu. Gelgelelim, tohum filizlenmiyordu. Haftalar geçti; ama değişen hiçbir şey olmadı.
Bu arada Ling’in arkadaşları ballandıra ballandıra saksılarındaki çiçeklerden bahsediyordu hep. Ling’in ağzını ise bıçak açmıyordu; çünkü hakkında konuşacağı bir çiçeği yoktu. Elinde toprak dolu bir saksı vardı, o kadar. Ve artık başarısız olduğuna inanmaya başlamıştı.
Aradan altı ay geçti. Ling’in saksısında çiçekten eser yoktu hâlâ. Tohumunu çürüttüğünü düşünmüştü. Başka herkesin kocaman çiçekleri ya da ağaç fidanları olmuştu; ama onun koca bir saksısı vardı sadece.

Nihayet bir yıl tamamlandı ve ülkenin gençleri yetiştirdikleri bitkileri hükümdarın huzuruna getirdiler. Ling, annesine boş bir saksıyı hükümdara götüremeyeceğini söylediyse de annesi saksıyı götürmesini ve dürüst davranmasını istedi.
Saraya ulaştığında diğer gençlerin getirdiği çeşit çeşit bitkiler karşısında hayrete düştü. Hepsi de rengârenkti ve misk gibi kokuyordu. Birbirlerine bu tohumları nasıl böyle güzel yetiştirdiklerini anlatan gençler, Ling’in elindeki boş saksıyı gördüklerinde kahkahalarla ona güldüler. 
Hükümdar gençlerin yanına geldi ve bitkileri tek tek inceledi. Bu sırada Ling arkalara kaçıp gizlenmeye çalışıyordu. 
-Ne kadar da büyük ağaçlar ve çiçekler yetiştirmişsiniz öyle, dedi kral. 
Sonra elinde boş saksıyı tutan Ling’i gördü. Muhafızlara onu yanına getirmelerini söyledi. Ling korkudan titremeye başladı. Kral yanına getirilen Ling’in ismini sordu. Diğer gençlerin hepsi gülmeye ve kendi aralarında Ling ile alay etmeye başladılar. Kral bir el hareketiyle hepsini susturdu. Ling’i yanına aldı ve kalabalığa ilan etti: 
-Yeni kralınızı selamlayın! Adı, Ling…
Ling, kulaklarına inanamadı. Tohumundan tek bir filiz bile çıkmamışken nasıl kral olabilirdi ki?
Kral, sözüne devam etti:
-Bir yıl önce her birinize bir tohum verdim, onu ekip sulamanızı ve bir yıl sonra da bana getirmenizi istedim. Ama sizlere verdiğim tohumların hepsi kaynatılmıştı ve büyümeleri mümkün değildi. Ling hariç hepiniz bana çeşit çeşit ağaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdiniz. Tohumunuzun büyümediğini görünce, size verdiğim tohumun yerine başka bir tohum ektiniz. İçinizden sadece Ling kendisine verdiğim tohumun olduğu saksıyı bana getirme cesaretini ve daha da önemlisi dürüstlüğünü gösterebildi.


GÜNLÜK GAZETE MANŞETLERİ (20 ŞUBAT 2020 PERŞEMBE)