ATLETİZM
ATLETİZM
Kazım Kuzu

ATLETİZM

Bu içerik 98 kez okundu.

Atiklik, çeviklik, kuvvet gibi beden yeteneklerini geliştirme esasına dayanan ve koşu, atma, atlama hareketleriyle yapılan, çeşitli dallarda tek başına icra edilen vücut çalışmalarına atletizm denilmektedir. Olimpiyatların esası olan atletizm, ana spor sayılır.

Kökü, eski Yunancada başarı, armağan, savaş, kavga anlamlarına gelen Athlos sözcüğüdür. Çeşitli mesafeler üzerinden yapılan sürat ve mukavemet koşularıyla, disk atma, cirit atma, gülle atma, çekiç atma, tek adım(uzun) atlama, üç adım atlama, yüksek atlama, sırıkla atlama dallarına ayrılır. Ayrıca beş yarıştan kurulu pentatlon ve on yarıştan kurulu dekatlon bölümleri de mevcut bulunmaktadır. Atletizm günümüzde çok yaygın bir şekilde yapılan bir spor dalını oluşturmaktadır.

Atletizmin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü insan bedeni her daim vardı. Ancak bir spor olarak benimsenmesi eski Yunanlılara dayanmaktadır. Çin, Hindistan, Mezopotamya, Mısır ve Girit’ de yapılan tarihi kazılarda bu sporun yıllar öncesinden var olduğunu kanıtlayan belgeler ele geçirilmiştir. İlk atletizm yarışmalarının MÖ. 1453 yılında Yunanistan’da Tanrıça Athena’nın(zekâ, sanat tanrıçası) adına Pan Athenian Oyunları olarak düzenlendiği elde edilen tarihi eserlerden bilinmektedir.

Eski Yunan’da düzenlenen atletizm yarışmalarının en önemlisi ise, Zeus onuruna düzenlenen Olimpia yarışması olmuştur. Bu sporda hız koşuları olan Dromos, uzun mesafe koşuları olan Dolioshos, silahlarla kuşanılmış olarak yapılan Hoplites, ellere meşaleler alınarak koşulan Lampadedromia ile Halma adıyla anılan uzun atlama, Discabolia denilen disk atma ve Acontismos diye adlandırılan cirit atma ve Penthatlon denilen beşli yarışlar atletizmin temelini oluşturmuştur. Yapılan tarihi araştırmalardan eski Romalıların ve Meksika’daki Mayaların da atletizm ile uğraştıkları ortaya çıkmıştır. O dönemlerde bu bölgelerde yapılan atletizm özel bir önem taşımaktaydı çünkü o toplumlarda atletizm kutsal sayılmaktaydı. Hıristiyanlığın yayılmasından sonra ise atletizm, putperestlik sayılarak horlandı ve bazı yerlerde yasaklanıp gözden düştü. Atletizm bu dönemlerde büyük bir gerileme gösterdi. Atletizmin yeniden doğuşu ise İngiltere adalarında oldu.

XII. yüzyıl başlarında İngiltere Kralı I. James, 1617 yılında Pazar ve tatil günleri spor yapma yasağını kaldırınca atletizm tekrar büyük bir canlanma gösterdi. XIX. Yüzyılın başlarında sporcuların yalnız birbirini geçmelerinin saptanmasıyla yapılan derecelendirme ile yetinilmeyerek zaman ölçüsüne de önem verilmeye başlandı. Daha sonraları atma ve atlamalarda uzunluk ve yükseklik mesafeleri de ölçülmeye başlandı. Çok kısa bir zamanda tüm İngiltere’yi saran atletizm yarışmaları, İngiltere’den sonra Amerika’ya geçti. 1861 yılında ilk atletizm kulübü Mincing Lane Athletic Amerika’da kuruldu. Daha sonra 1877 yılında İngiltere ile İrlanda arasında uluslararası atletizm yarışmaları düzenlendi. 1913 yılında bu spora yeni bir yön vermek amacıyla Uluslararası Atletizm Birliği kuruldu. O günden sonra bu spor dalında, kuralların ve yönetmeliklerin hazırlanması ve organizasyonların yapılması görevi Uluslararası Atletizm Birliğine verildi.

Osmanlı İmparatorluğunda ise, 1870 yılında Galatasaray Lisesi’ne gelen beden eğitimi öğretmeni Curel ilk atletizm çalışmalarını başlattı ve böylelikle Osmanlı Devleti de atletizmle tanışmış oldu. İlk yarışmalar bu beden eğitimi öğretmeni sayesinde Kâğıthane’de yapıldı. 1900’den sonra atletizm çalışmaları diğer okullarında ilgisini çekmeye başladı ve böylece atletizm Osmanlı Devletinde yayılmaya başladı. 1924 Paris Olimpiyatlarında kazanılan deney Türk atletizminde dönüm noktası oldu. Almanya’dan getirilen antrenör(çalıştırıcı) Alexi Abraham modern atletizm çalışmalarını başlattı. 1939’da başlayan Balkan Oyunlarında Türkiye, 1940’da atletizmde Balkan Şampiyonluğunu kazandı. Bu arada Türk atletizm ekibi Doğu Akdeniz Şampiyonluğunu iki yıl arka arkaya kazandığı gibi, Londra Olimpiyat Oyunları’nda Olimpiyat üçüncülüğünü kazanma başarısını da gösterdi. 1940 yılından sonra Türk atletizmi yükselmeye devam etti. Ancak bu yükseliş 1950’li yıllara kadar sürdü. 1960 yılından sonra Türkiye’de atletizme ilginin ve desteğin azalmaya başladı. Bu tarihten itibaren atletizm sporuyla uğraşan sporcu sayısında büyük bir azalış oldu. Bu dönemden başlayarak Türk atletizmi birkaç yetenekli sporcunun kişisel başarısıyla yetinmek zorunda kaldı.

Türkiye’de atletizm çalışmaları Türkiye Atletizm Federasyonu tarafından yürütülmektedir. 1923 yılında kurulan Türkiye Atletizm Federasyonu, Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonuna(IAAF) bağlı bulunmaktadır. Türkiye’de atletizm faaliyeti, IAAF’ca kabul edilen uluslararası dallarda yapılmaktadır. Türkiye’de çok az sayıda belli başlı bağımsız atletizm alanı bulunmaktadır. Bunlardan biri Ankara’da diğeri ise İzmir’dedir. Bunlardan başka İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa gibi illerde statlarda atletizm pistleri bulunmaktadır. Türkiye’nin tartan adı verilen plastik-kauçuk karışımı maddeden oluşan tek pisti İzmir Atatürk stadındadır.

Kaynakça:
Büyük Larousse, büyük ansiklopedi

Zaman zaman bütün spor dallarında kural ve standart değişiklikleri olduğunuda göz ardı etmeyelim!

Sporla Masajla sağlıklı kalın.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
 Hapis Cezası Bulunan Şüpheli Yakalandı
Hapis Cezası Bulunan Şüpheli Yakalandı
İcra Mesajını Akrabalarına Gönderen Avukatı Şikayet Etti
İcra Mesajını Akrabalarına Gönderen Avukatı Şikayet Etti